Sabah gün yeni ağarırken dereye inersin, hava serindir, su üstünde hafif bir buğu olur. İlk birkaç atışta net temas alırsın. Balık akıntı hattında daha yukarıda durur, takip kısa sürer ve vuruş nettir. Aynı gün öğlen saatlerinde tekrar denersin, sanki dere boşalmış gibidir. İşte kırmızı benekli alabalıkta en kafa karıştıran durumlardan biri budur. Balık bir anda […]
Kategori Arşivleri: Alabalık
Dere kenarında en keyifli günlerden biri hafif bir yağmurdan sonradır. Su biraz yükselmiş, hafif bulanmış, akıntı canlanmıştır. Aynı dere, birkaç gün önce cam gibiyken tek takip bile vermiyordur. Ama yağmur sonrası bir anda balık hareketlenir. Kırmızı benekli alabalık sanki daha cesur, daha atak olur. Bu durum tesadüf değildir. Balık bir anda aç kalmaz ama şartlar […]
Dere başında en çok yanılgıya düşüren görüntülerden biri şudur: Balık akıntının içinde net şekilde duruyordur. Yeri bellidir, taş arkasıdır ya da akıntı hattının tam kırıldığı noktadır. Sen yemi biraz açığa düşürür, akıntıyla önüne getirirsin. Mantık olarak her şey doğru görünür. Ama balık ya hiç hareket etmez ya da yarım bir hamle yapıp vazgeçer. “Önünden geçti, […]
Yazın dereye gittiğinde su hâlâ akıyor gibi görünür ama işin aslı değişmiştir. İlkbaharda taş arkalarından sert çıkan kırmızı benekli alabalık, yaz ortasında neredeyse görünmez olur. Aynı dere, aynı balık ama davranış bambaşka. Oltayı atarsın, su tertemiz, yerler bildik… yine de hareket yoktur. Bu durum çoğu zaman “balık yok” diye yorumlanır ama genelde balık oradadır. Sadece […]
Küçük bir dere kolunda yürürken bazen balığı gözle seçersin. Sığ suyun içinde ağır ağır duran kırmızı benekli alabalık nettir. O an insanın içinden “tam yerini buldum” demek gelir. Ama iş oltayı atmaya gelince tablo değişir. Balık bakar, hafif yana kayar, bazen yemin arkasına takılır ama dokunmaz. Balık oradadır. Hatta birkaç kez önünden geçirirsin. Yine de […]
Küçük bir dere düşün. Taş arkası net, akıntı düzgün, daha önce balık aldığın yer belli. İlk atışta sert bir vuruş gelir, balığı alırsın ya da kaçırırsın. Sonra aynı noktaya tekrar atarsın… ama su sanki boşalmış gibi olur. İşte kırmızı benekli alabalıkta en sık yaşanan durumlardan biri budur. Aynı taş arkası ikinci kez aynı tepkiyi vermez. […]
Aynı dereye gidersin, bir gün iki üç güzel vuruş alırsın. Balık yerinde, taş arkasında, akıntı hattında. Ertesi hafta aynı noktaya dönersin, su aynı gibi görünür ama hayat yokmuş gibi sessizlik olur. Kırmızı benekli alabalık küçük derelerde bazen böyle “kaybolmuş” hissi verir. Aslında kaybolmaz. Sadece yer değiştirir ya da mod değiştirir. Balık genelde bulunduğu bölgeyi sebepsiz […]
Dağ deresine gittiğinde su cam gibi akıyorsa insanın içi açılır. Dipteki taşlar tek tek görünür, küçük balıklar seçilir, hatta bazen kırmızı benekli alabalığın kendisini bile görürsün. Ama iş tam burada zorlaşır. Su ne kadar berraksa, balık o kadar temkinlidir. Balık oradadır ama çoğu zaman seni senden önce fark eder. Berrak ve sakin suda kırmızı benekli […]
Dere kenarında en sinir bozucu an şudur: Yemi atarsın, balık çıkar, arkasına takılır, neredeyse burnunun ucuna kadar gelir… Tam “şimdi aldı” dersin, bir kuyruk yapıp geri döner. O an insan ister istemez yeme, takıma, hatta kendine kızar. Ama kırmızı benekli alabalıkta bu durum sandığından daha yaygındır. Balık oradadır. Aç da olabilir. Ama çoğu zaman mesele […]
Yazın dereye gittiğinde su hâlâ akıyor gibi görünür ama işin aslı değişmiştir. İlkbaharda taş arkalarından sert çıkan kırmızı benekli alabalık, yaz ortasında neredeyse görünmez olur. Aynı dere, aynı balık ama davranış bambaşka. Oltayı atarsın, su tertemiz, yerler bildik… yine de hareket yoktur. Bu durum çoğu zaman “balık yok” diye yorumlanır ama genelde balık oradadır. Sadece […]
- 1
- 2



