Kefal avında başarısız geçen günlerin ardından çoğu kişi yemi, takımı ya da saati sorgular. Oysa çoğu zaman gözden kaçan ama sonucu doğrudan etkileyen bir konu vardır: sessizlik. Kıyıdan kefal avında yapılan küçük gürültüler, balığın davranışını sanılandan çok daha fazla etkiler. Bu yüzden “sessizlik gerçekten bu kadar önemli mi?” sorusu sıkça gündeme gelir.
Kefal, çevresine karşı oldukça duyarlı bir balıktır. Görme yeteneği kadar titreşim ve sarsıntılara karşı da hassastır. Bu nedenle kıyıdaki sesler, ayak hareketleri ve hatta oltanın suya düşüş şekli bile avın sonucunu belirleyebilir.
Kefal Sesi Nasıl Algılar?
Kefal, sesi bizim algıladığımız gibi duymaz. Ancak sudaki titreşimleri çok net hisseder. Kıyıda yürürken taşların yerinden oynaması, suya sert basılması ya da oltanın sertçe atılması suda titreşim oluşturur. Bu titreşimler kefal tarafından potansiyel bir tehlike olarak algılanır.
Özellikle berrak ve durgun sularda bu etki daha da artar. Çünkü dalga ve yüzey hareketi yoktur, yani oluşan titreşimler gizlenmez. Bu da kefalin daha çabuk ürkmesine sebep olur.
Kıyıda Yapılan En Yaygın Gürültü Hataları
Kıyıdan kefal avında gürültü çoğu zaman farkında olmadan yapılır. Avcı kendince normal davrandığını düşünür ama balık için bu hareketler oldukça rahatsız edicidir.
En sık yapılan gürültü kaynakları şunlardır:
- Taşlık zeminde sert adımlarla yürümek
- Oltayı suya hızlı ve sert atmak
- Kıyıda yüksek sesle konuşmak
- Takımı sürekli yere bırakıp almak
- Suya taş ya da yem fırlatmak
Bu hareketler özellikle kıyıya yakın gezen kefallerin anında uzaklaşmasına neden olabilir.
Sessizlik Olmadığında Ne Olur?
Kıyıda gürültü varsa kefal genelde tamamen kaybolmaz ama davranışı değişir. Balık yeme yaklaşsa bile vuruş yapmaz, sürü halinde biraz daha açığa çekilir ya da gölge alanlara yönelir.
Bu durum genelde şu şekilde kendini gösterir:
- Balık yeme bakar ama ağzına almaz
- Sürü kıyıdan uzaklaşır
- Yüzey hareketleri bir anda kesilir
Avcı balığın orada olduğunu düşünür ama bir türlü vuruş alamaz. Bunun sebebi çoğu zaman sessizliğin bozulmuş olmasıdır.
Hangi Şartlarda Sessizlik Daha Kritik Hale Gelir?
Sessizlik her zaman önemlidir ama bazı şartlarda çok daha belirleyici olur. Özellikle:
- Berrak ve cam gibi sularda
- Sabah erken saatlerde
- Durgun havalarda
- Kıyıya çok yakın avlanırken
bu durumlarda yapılan en ufak gürültü bile kefalin avdan tamamen kesilmesine sebep olabilir. Buna karşılık dalgalı ve rüzgarlı havalarda ses bir miktar tolere edilebilir, çünkü yüzey hareketi titreşimleri kısmen gizler.
Sessizlik Sadece Ses Çıkarmamak Değildir
Kefal avında sessizlik denince sadece konuşmamak akla gelir. Oysa sessizlik, genel davranış biçimini kapsar. Yavaş hareket etmek, ani davranışlardan kaçınmak ve çevreyle uyumlu olmak da sessizliğin bir parçasıdır.
Örneğin kıyıda dururken:
- Gölge suya düşürmemek
- Oltayı yavaşça suya indirmek
- Ani yön değişiklikleri yapmamak
kefalin kendini daha güvende hissetmesini sağlar.
Sessizlikle Birlikte Sabır da Gelir
Sessiz avlanan balıkçı genelde daha sabırlıdır. Sürekli yer değiştirmez, yemi kurcalamaz, oltayı sık sık kontrol etmez. Bu da kefalin yeme alışmasına zaman tanır.
Kefal çoğu zaman ilk gördüğü anda vurmaz. Yemi birkaç kez kontrol eder, etrafı kolaçan eder. Sessiz bir ortamda bu süreç daha sağlıklı ilerler.
Her Zaman Mutlak Sessizlik Gerekir mi?
Elbette her durumda tamamen sessiz olmak mümkün değildir. Kalabalık sahillerde, iskelelerde ya da şehir içi kıyılarda belirli bir gürültü kaçınılmazdır. Ancak burada önemli olan, kontrol edilebilen gürültüyü azaltmaktır.
Balıkçı kendi davranışlarını kontrol altına aldığında, çevresel gürültüye rağmen kefal avı mümkün olabilir. Yani amaç mutlak sessizlik değil, gereksiz gürültüden kaçınmaktır.
Kısa Özet
Kefal avında sessizlik sanıldığı kadar basit bir detay değildir. Kıyıdaki küçük sesler ve titreşimler, balığın davranışını kökten değiştirebilir. Özellikle berrak ve durgun sularda sessizlik, doğru yem ve takım kadar önemlidir.
Kefal avında bazen en etkili hamle, hiçbir şey yapmadan sakin kalabilmektir.

