Bazı günler üst üste vuruş alırsın ama gelen balıklar hep aynı boydadır. 40–50 santim arası, hareketli ama iri değil. “Demek ki burada sadece küçük var” diye düşünülür. Oysa çoğu zaman o bölgede iri turna da vardır, sadece aynı yerde ve aynı şekilde beslenmiyordur. Balık var ama hep küçük geliyorsa genelde mesele stok değil, konum farkıdır. […]
Kategori Arşivleri: Turna Balığı
Bazı vuruşlar vardır ki kamış adeta elden fırlar. Öyle tok bir darbe gelir ki “tamam bu iş oldu” dersin. Ama iki saniye sonra misina boşalır. Balık gitmiştir. İşte turna avında en moral bozan anlardan biri budur. Sert vurdu ama tutunmadı. Bu durum çoğu zaman iğne kalitesine ya da şansa bağlanır. Oysa mesele genelde turnanın saldırı […]
Sazlık görünce çoğumuzun aklına aynı şey gelir: “Turna bunun içinde.” Atışlar hep sazın tam içine yapılır. Yemin takılma pahasına o boşluklara gönderilir. Ama çoğu zaman vuruş sazın tam içinden değil, kenarından gelir. İşte burada küçük ama önemli bir detay var. Balık var ama sazın ortasında değil. Çoğu kişi bunu gözden kaçırır. Sazlık turna için saklanma […]
Bazen turna arkadan gelir, yemi metrelerce takip eder. Heyecan artar, kalp hızlanır. Ama saldırı yüzeyde değil, tam tekne önünde ya da kıyı dibinde, dipten gelir. O an insan şunu düşünür: “Madem baştan beri peşimdeydin, niye en son anda ve dipte vurdun?” Turna avında bu durum sık yaşanır. Takip uzun sürer ama saldırı hep son metrelerde […]
Sabahın ilk ışığında gölete inersin, hava serin, su hafif puslu. Daha ikinci atışta sert bir vuruş gelir. “Bugün güzel geçecek” dersin. Ama saat 11–12’yi buldu mu sanki suyun fişi çekilir. Aynı yer, aynı yem, aynı sen… ama balık yok. İşte turna avında en sık yaşanan durumlardan biri budur. Balık bir anda kaybolmaz. Genelde yer ve […]
Sabah erkenden gölete gidersin. Hava açık, rüzgâr yok, su cam gibi. İlk bakışta her şey güzel görünür. “Tam turna havası” dersin. Ama iki saat geçer, ne takip vardır ne kıpırtı. Oysa bir gün önce hafif dalgada aynı yerde hareket almışsındır. İşte sessiz ve durgun su, turna avında çoğu zaman düşündüğümüz kadar avantaj değildir. Balık var […]
Rüzgâr çıktığında çoğu kişi avı bırakır. Dalga olur, atış zorlaşır, misina savrulur. Ama turna avında rüzgâr her zaman kötü haber değildir. Hatta çoğu zaman tam tersidir. Özellikle hafif ve orta şiddette rüzgâr, turnayı kıyıya yaklaştırır. Birçok avcı bunu yaşar ama nedenini tam düşünmez. Dün cam gibi suda hiç hareket yokken, bugün dalga varken kıyı hattında […]
Bazen turnayı gözünle görürsün. Saz dibinde ağır ağır süzülür, hatta kıyıya paralel gezer. “Tamam burada” dersin. Yüzeye yakın gezdirirsin, sığdan getirirsin… hiçbir şey olmaz. Sonra biraz daha açığa, biraz daha derine atarsın; bu sefer dipten sert bir darbe gelir. İşte o an insan durup düşünür: “Az önce sığdaydı, şimdi niye dipten vurdu?” Turna göründüğü yerde […]
Turna avında en moral bozan anlardan biri şudur: Sert bir vuruş gelir, kamış bir an eğilir, ama balık kurtulur. Ya tasma geç kalmıştır ya da balık yemi ağzına tam almamıştır. O an insanın içi yanar. Hemen aynı yere tekrar atarsın. “Hâlâ oradadır” dersin. Ama çoğu zaman ikinci bir hamle gelmez. İşte burada kafalar karışır. Balık […]
Bir gün gidersin, attığın yem suya düşer düşmez patlama gelir. Aynı model, aynı renk, aynı çekiş… Hatta “Tamam, işi çözdüm” dersin. Ertesi gün aynı yere, aynı saatlerde gidersin; bu sefer ne takip var ne kıpırtı. İşte turna avında en çok yanıltan durum budur. Çoğu kişi hemen yemi suçlar. “Bu iş bitti, başka modele geçeyim” der. […]
- 1
- 2
